“İnsan vücudunun, doğru yardımı aldığı sürece inanılmaz bir kendini iyileştirme yeteneği vardır.”

​Uzm. Dr. Natasha Campbell-McBride, MD

Dr. Natasha Campbell-McBride, otizmli olan kendi oğlunu ve 10 binden fazla otizmli çocuğu, uyguladığı doğal GAPS diyetiyle iyileştirdi. Şizofreni, depresyon, MS gibi psikiyatrik hastalığı olan yüzlerce hastayı da aynı yöntemle tedavi eden nörolog; Tıp bilimi hastalıkları kalıplara koyuyor ve sorunu çözmüyorlar. Hastalıkların ana kaynağı bağırsaktır. İnsanı doktorlar değil sadece doğa iyileştirir diye konuştu

“İnsan vücudunun, doğru yardımı aldığı sürece inanılmaz bir kendini iyileştirme yeteneği vardır.”

“İnsan vücudunun, doğru yardımı aldığı sürece inanılmaz bir kendini iyileştirme yeteneği vardır.”

Dr. Natasha Campbell-McBride; Nöroloji ve Beslenme alanında uzmanlaşmış bir tıp doktorudur. Rusya’da Bashkir Medical University’den bir tıp doktoru olarak mezun olup ardından Nöroloji alanında uzmanlaşır. Nörolog olarak beş yıl ve beyin ve sinir cerrahı olarak üç yıl çalıştıktan sonra, İngiliz eşiyle birlikte İngiltere’ye taşınır. Kısa bir süre sonra da oğluna “otistik” tanısı konur. Oğluna otistik tanısı konulduğu zaman; Dr. Natasha Campbell-McBride’ın, Nörolojik bozukluklarve beslenme arasındaki ilişki üzerine teoriler geliştirmekte olduğu bir dönemdir. Yoğun araştırmaları sonucunda; otizmin, hasarlı bağırsak duvarı ve bozuk bağırsak florası nedeniyle beynin toksinleşmesi sonucunda ortaya çıktığını öğrenir. Geliştirmiş olduğu doğal bir tedavi yöntemiyle oğlunun bağırsak florasını tedavi ederek, otizmini de TAMAMEN iyileştirir.

Ardından, İngiltere’de Sheffield University’ de “İnsan Beslenmesi” alanında da uzmanlaşır. ​2000 yılında, Cambridge’de açtığı kliniğinde psikolojik / psikiyatrik hastalığı olan yüzlerce hastayı, otistik oğlunu iyileştirmek için geliştirdiği doğal tedavi yöntemiyle iyileştirir. Zamanla, geliştirdiği bu doğal tedavi “GAPS Tedavisi”, psikolojik sendromlu hastaları da “GAPS Hastaları” olarak adlandırılır.

2004 yılında, yazdığı ilk kitabı olan ‘GAPS Gut and Psychology Syndrome’ (GAPS Bağırsak ve Psikoloji Sendromu) adlı tedavi kitabı yayınlanır. Bu kitap yedi dile çevrilir,  satış rakamı 500.000’ leri bulur. Dünyanın her yanından binlerce GAPS hastası (Otizm, Şizofreni, Epilepsi, Depresyon, Disleksi, Dispraksi, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite) bu kitaptaki tedavi adımlarını uygulayarak TAMAMEN iyileşir.

Dünya, Dr. Natasha Campbell-McBride’ı “otizmin ışığı” olarak tanıyor; çünkü artık, sadece kendi otistik oğlunu iyileştiren doktor bir anne değil, kitabıyla dünyanın her bir köşesindeki otistik hastaları da yaşama döndüren bir kahraman o! Üstelik, geliştirdiği GAPS Tedavisi, dünyadaki binlerce psikiya​tri hastasını da iyileştirdiği için, o aslında “psikiyatrinin ışığı” da oldu!​

GAPS adını verdiğiniz bağırsak ve psikoloji sendromu fikri nasıl ortaya çıktı?

– Ben nöroloji doktoruyum. Nörolojik hastalarla ilgilenen büyük bir hastanede çalışıyordum. Ve hepsinin çok ciddi sindirim problemleri olduğunu keşfettim. Ama bizim bildiğimiz klasik tıpta nörologlar sindirim sistemine hiç bakmazlar. Beyin ve bağırsak arasında bir ilişki kurmazlar. Ancak bir bağlantı olması gerektiğine inandım. Çünkü bağırsak florası diye bir kavram var. Ve hücresel olarak genetik yapılanmamız yüzde 90 bağırsak florasından etkileniyor.

– Bağırsak, beyinden daha önemli yani?

– Öyle. Yaşadığımız mikro sistemde vücudumuz bir kabuk aslında. Ve yaşadığımız her şey bağırsak florasından kaynaklanıyor. Orası çok iyi organize olmuş mikro dünyadır. Bakteri, mikrop, mantar, solucanlar var. Hem de trilyonlarca! Ve bilim bunu yeni araştırmaya başladı. Mikroplar birbirini yiyor, birbirini kontrol ediyor. Sağlıklı insanda yararlı bakteriler daha hakim ve zararlı trilyonlarca mikrobu kontrol ederler.

– Denge nerede bozuluyor?

– Antibiyotiklerin II. Dünya Savaşı’ndan sonra keşfiyle başladı her şey. Özellikle ampisilin gibi antibiyotikler kötü bakteriler gibi iyi bakteriyi de öldürüyor. Bağırsak florasının tekrar dengeye gelmesi haftaları, ayları alıyor. Ama bu sırada kötü bakteriler hücum edip bağırsağı kaplıyorlar. Kötü bakteriler yayılırken iyi bakterilerin yayılmasını da engelliyorlar. Art arda antibiyotik kullanımında da bu kötüye gidiş artıyor.

– Tek sorumluluğu antibiyotiklere yüklemek yanlış olur herhalde?

– Elbette tek sorumlu antibiyotikler değil. Başka faktörler de var. Diş hekimlerinin ağzımızda uyguladığı tedavilerdeki işlemlerde civa ve çeşitli toksinler bağırsağımızı etkiliyor. Civa içeri girer biz yutarız ve onlar kötü mikropların artmasına neden olur. Annelerin bebeklerini emzirmek yerine mama ile beslemesi bu hastalıkları artırır. Annenin mahsur kaldığı bütün kimyasal yüklenmeler, kullandığı makyaj malzemeleri de dokuz aylık hamilelik sürecinde bebeğe gidiyor. Bebek toksin bir yüklenmeyle doğar.

– Bu hastalıklar antibiyotikler keşfedilmeden önce yok muydu?

– Antibiyotikler hayat kurtarır ama çok ciddi hastalıklarda kullanmak gerekir. Bu hastalıkların salgınlığı hep antibiyotiklerin keşfinden sonra gelişti. Mesela otizm 25 yıl önce on binde bir çocukta vardı. Bugün 40 çocuktan birine otizm teşhisi konuyor. Bilim adamları 2020’de iki çocuktan birinin otizmli olacağını öngörüyor. Bizim genlerimiz kaderimiz değildir. Doğarken o kadar çok genetik seçeneğimiz var ki… Yediğimiz yiyecekler ve çevredeki toksik yük hangi hücrelerin baskın kalacağını ve hangi kanser hücrelerinin uyanacağını belirliyor. Kanser, MS gibi rahatsızlıklar böyle oluşuyor.

Bağırsak florası normal olmayınca ne oluyor otizmli ya da hastalıklı kişide?

– Çocuk yediğini sindiremiyor ve yiyecekler kötü fotojenlere dönüşüyor. Bu fotojenler emilip kana karışıyor, beyin bu toksinlerle zehirleniyor. Otistik doğan çocukların yüzde yüzü sağlıklı bir beyinle doğar. Ancak bağırsak florası üzerinden zehirlenirler.

– Yani mesele beyin değil besin!

– Kesinlikle. Bebekler nasıl öğrenir? Duyu organlarını kullanırlar ve bu iletileri beyin işler. Çocuk “Bu anne, bu baba bunlara güvenebilirim, bu oyuncak bununla oynayabilirim, bu kaşıkla yemek yerim” diye düşünür. Ama bu toksinler yüzünden beyin bu aradaki bağı işleyemez hale gelir ve o gürültüden dolayı bir şey öğrenemez. Annesiyle babasını bile ayırt edemez. Yolda başka birine anne-baba diye takılabilir. Bağırsaktan beyine giden toksinler durdurulduğunda beyin de birden temizlenir, her şey normale döner. Ne kadar erken bu toksinlerden temizlenirse öğrenmesi o kadar hızlı olur. 5 yaşına kadar olan çocukların otizmden tamamen iyileşme şansı vardır. İki yaşındaki bir çocuk GAPS diyetimle 6 ayda iyileşir.